A huge collection of 3400+ free website templates www.JARtheme.COM WP themes and more at the biggest community-driven free web design site

Atın Kökeni

04 Şubat 2016. Kategori Genel

Atın Kökeni

1839’da Richard Owen (1804-1892), Ingiltere’de Kent yöresinde bulunan fosili, küçük yapılı, toynak parmaklı kemirici memelilerden oluşan Hyracoidea takımından Hyrax'a (daman) benzeterek Hyracotherium adını vermişti. Bugün atın evrimi fosil buluntularla çok iyi takip edilebilmektedir. Atgiller(Equidae), gergedan, tapir ve bugün bazı soyu tükenmiş türlerle birlikte Tektoynaklılar (Perissodactyla)takımını oluşturur (eşek, zebra ve alttür olarak at). Bu takımın özelliği astragalus (topuk) kemiğinin üstündeki eyer biçimli çıkıntıdır ve bu çıkıntı, altındaki kemiğin öne ve arkaya rahat hareket etmesini sağlar. Tektoynaklılar takımı Eosen döneminde, 55-40 milyon yıl kadar önce, çeşitli toynaklı soyların içinden çıktığı bir grup memelinin ortak atasından ayrışmıştır. Modern atlar (Equus), ayaktaki üçüncü dijitin büyümesi, ikinci ve dördüncünün küçük kalıntılara dönüşmesi ile kendilerini gösterirler; yalnızca üçüncü dijitin ucu yere değer. Atın dişleri otlamaya yönelik adaptasyon geçirmiştir ve içerdiği silika ile hızlı aşınım gösterir. 1867’de ABD Wyoming’de daha eski dönemlerden kalan daha eksiksiz fosillerin bulunmasıyla Equidae'nin atalarıyla karşı karşıya olunduğu anlaşıldı. 1931’de yine Wyoming’de eksiksiz iskeleti bulunan bu hayvana Eohippus adı verilmişti. Hyracotherium’dan yaklaşık 2 milyon yıl sonra ortaya çıkan Orohippus Eosen dönem inde, 52-45 milyon yıl önce yaşamıştır ve iki cins birlikte var olmuştur, fakat Orohippus sayı olarak fazla olmadığı gibi coğrafi dağılımı da sınırlıdır; fosilleri Wyoming ve Oregon’da bulunmuştur. Hyracotherium''un torunları dağıldığı kıtalarda farklı evrim göstermişlerdir. Avrasya’da görece kısa ömürlü türler (Palaeother) gelişmiş, Kuzey Amerika’da ortaya çıkan türler Avrasya ve Güney Amerika’ya yayılmıştır. Hyracotherium’dan Mesohippus'a (Oligosen dönemi, 32-25 milyon yıl önce) doğru yaşanan evrimde gövde büyümüş, bacaklar uzamıştır. Oligosen’le Miyosen (25-8 milyon yıl önce) dönem lerinde iki ana dal ortaya çıkmıştır. Bazıları Bering Boğazı yoluyla Kuzey Asya’ya geçen Anchitere’\ct Oligosen dönem deki atalarına benzerler, fakat daha cüsselidirler. Öteki soy olanParahıppus daha uzun yüze sahiptir. Ormanda yaşayan atlarla modern çayır atları arasındaki evrim halkasını temsil eden Parahıppus yaprakları terk ederek otlamaya başlamıştır. Bu dönem de Kuzey Amerika’nın iklimi gittikçe kurumakta ve otlaklar seyrekleşmektedir. Bu bağlamda hızlı koşucu olmanın avantajları artmıştır ve otlamanın diş yapısındaki etkisi kendisini gösterir. Merychippus'un soyu Miyosen dönemde, birkaç milyon yıl atlarla birlikte var olmak üzere, çeşitli türlere evrilmiştir. Modern atın “dede”si Pliohippus 12-6 milyon yıl önce yaşamıştır; Güney Amerika kıtasında bir zaman yaşamış olanHippidion ve Onohippidiotı cinslerinin ve Kuzey Amerika’da Equus'un evrimleştiği Dinohippus'un atası olarak kabul edilmektedir.

Equus çeşitli at ailelerinden yaşayan tek cinstir; 5 milyon yıl öncesinden bugüne kadar yaşamını sürdürmüştür. Yaşayan cinsleri eşek ve zebraları içerir. Equus fosilleri Avustralya ve Antarktika dışında bütün kıtalarda bulunur. Fakat Equus’un soyu ortaya çıktığı Kuzey Amerika’da yaklaşık 10.000 yıl önce tükenmiştir. Amerikalı paleontolog G. G. Simpson atın evrim tarihini, Hyracotherium’dan Equus’a kadar geçen 60 milyon yıllık süre içinde, her biri ortalama 7,5 milyon yıl süren sekiz cins, her biri ortalama 2 milyon yıl süren otuz tür ve cinsel olgunluk için ortalama dört yaş alındığında 15 milyon kuşak olarak özetlemektedir (Gianoli 1969: 10). Bugünkü atların ataları son buzul çağında Kuzey Amerika’dan Asya’ya gelmiş, buzul hattını izleyerek Avrasya’ya yayılmış ve çağlar boyunca çevre koşullarına uyarlanmıştır. Fosillerden, Amerika’dan gelip gelmediği bilinemeyen temel iki grup içinde dört tip saptanmaktadır. Bu iki grup, nemli, soğuk iklimde yaşayan, bataklık ve ormanlık alanlarda yırtıcılardan saklanmaya çalışan küçük atlar poni’ler (biz de artık midilli yerine at yazınımıza yerleşen poni sözcüğünü kullanıyoruz) ve daha sıcak ve kuru iklimde yaşayan ve düşmanından kaçmaya çalışan ‘bildik’, dar anlamıyla kullandığımız sözcükle ‘at’lardır.

Atın zoolojik sistemdeki yeri aşağıdaki gibidir.

Grup: Vertabrata (Omurgalılar)

Sınıf: Mammalia (Memeliler)

Alt sınıf: Placentalia (Plasentalılar)

Takım: Ungulata (Tırnaklılar)

Alt takım: Perissodactyla (Tek tırnaklılar)

Familya: Equidae (Atgiller)

Cins: Equus

Tür: Equus caballus (At)

Kısaca at, Equidae familyasından Equus cinsinin Equus Caballus türüne giren her yaştaki hayvanlardır.

Bugün yeryüzünde bulunan evcil atların kökenini Prezewalski (Preçevalski) ve Tarpan adı verilen yabani atların teşkil ettiği bilinmektedir. Bu yabani atlardan Prezewalski (yabani moğol atı olarak da bilinir) bugün dahi Sibirya ve Moğolistan ormanlarında yabani olarak yaşamaktadır. Bugün büyük hayvanat bahçelerinde bunun örnekleri bulunmaktadır. Bu yabani at tipinin geçmişte çok sayıda ve sürüler halinde yaşadıkları bilinmektedir. Bu at 130 cm cidago yüksekliğinde, derin ve geniş bir beden yapısına sahip büyük başlı, kalın boyunlu bir hayvandır. Bacakları ve kemik yapısı kuvvetlidir. Genelde kaba görünüşlü olup, bedeni örten kılların rengi kırmızımtrak esmerdir. Sırtında koyu renkli kıllardan oluşan ester çizgisi (katır çizgisi) bulunur. Yele kılları diktir. Soğuk kanlı at ırklarının pek çoğuna bu yabani at köken teşkil etmiştir.

Evcil at ırklarına köken teşkil eden ikinci yabani örnek ise Tarpan atıdır. Tarpan atı bugün yeryüzünden tamamen kaybolmuş olup (son Tarpan atı 1887 yılında ölmüştür), yabani hayatta bile örneklerine rastlanmamaktadır. Paleontolojik araştırmalar bu atın. Güney Rusya’dan Kafkaslara kadar uzanan bölgede yaşamış olduğunu göstermektedir. Yine tarihsel ve paleontolojik verilere göre bu atın da takriben 130 cm cidago yüksekliğinde, fakat Prezewalski atına oranla beden yapısının daha ince görünüşlü, başın daha küçük ve bedeni örten kılların yani donunun sincabi olduğu bilinmektedir. Tarpan atı başta Arap atı olmak üzere bütün sıcak kanlı at ırklarına köken teşkil etmiştir.

Modem Atlara gelinceye kadar At ırkının geçirdiği aşamaları şöyle özetlemek mümkündür:

 

a. Eosen ve Oligosen (Erken Atlar) Dönemi (60 Milyon yıl önce):

  • 55 milyon yıl önce Hyracotherium (Eohippus)
  • 50 milyon yıl önce Orohippus
  • 45 milyon yıl önce Epihippus
  • 40 milyon yıl önce Mesohippus
  • 35 milyon yıl önce Miohippus

b. Miocene ve Pliocene (Tam Atlar) Dönemi (30 Milyon yıl önce):

  • 25 milyon yıl önce Kalobatippus
  • 23 milyon yıl önce Parahippus
  • 17 milyon yıl önce Merychippus
  • 12 milyon yıl önce Dinohippus
  • 10 milyon yıl önce Pliohippus
  • 10 milyon yıl önce Astrohippus 
  • milyon yıl önce Equus (modern at)

Bugünkü atların ataları son buzul çağında Kuzey Amerika'dan Asya'ya gelmiş, buzul hattını izleyerek Avrasya'ya yayılmış ve çağlar boyunca çevre koşullarına uyarlanmıştır. Fosillerden, Amerika'dan gelip gelmediği bilinemeyen temel iki grup içinde dört tip saptanmaktadır. Bu iki grup, nemli, soğuk iklimde yaşayan, bataklık ve ormanlık alanlarda yırtıcılardan saklanmaya çalışan küçük atlar (pony'ler) ile daha sıcak ve kuru iklimde yaşayan ve düşmanından kaçmaya çalışan bilinen anlamıyla kullandığımız sözcükle “at” lardır.

Birinci tip: Nemli, ormanlık bölgelerde, yani kuzeybatı Avrupa'da yaşayan, örneğini Exmoor Pony'sinin oluşturduğu pony'dir. Yüksekliği 1,25 metre, rengi doru ya da esmerdir, kulakları küçük, burun delikleri geniş, yele ve kuyruğu bol kıllıdır.

İkinci tip: Daha iri, çekim atının minyatürü gibi görünen, taygalarda, yani kuzey Avrasya'da yaşayan, en belirgin örneğini Highland Ponysinin oluşturduğu ve çok daha yaygın olan pony'dir. Yüksekliği 1,45 metredir, kuyruğu ve yelesi bol kıllı ve yelesi diktir; ayaklarında kıl az ya da hiç yoktur.

Üçüncü tip: İklimin kuru fakat bozkırların geniş ve mevsiminde çayırların bol olduğu Orta Asya'da yaşayan Akhalteke atıdır. Cidago’su ortalama 1,50 metredir. Yelesi de kuyruğu da az kıllıdır. Başı uzun ve dar, kulakları, boynu uzundur. Dört tipin en cüsselisidir ve Yemen'e, Kuzey Afrika ve oradan Ispanya'ya kadar yayılan at ırklarını atası olduğu düşünülmektedir.

Dördüncü tip: Batı Asya'da yaşayan, Hazar (Caspian) tipi olarak tanınan attır. Üçüncü tipin özelliklerini taşır, daha küçüktür, yüksekliği 1,20 metredir. Kemik yapısı ince, kulakları küçük, başı kısa, yelesi ve kuyruğu bol ve ince kıllıdır. Tarih öncesinden beri Mısır'a kadar gittiği veya belki de götürülmüş olduğu görülmektedir. Tarih öncesi hangi atın, hangi modem ırkın, hatta hangi kadim ırkların atası olduğu büyük tartışına konusudur. Orta Asya atlarıyla Arap atları karşılaştırıldığın da ilkinin toynaklarının çöl iklimine uygun Arap atının toynaklarına göre daha küçük olduğu veya yine ilkinin uzun mesafe koşmaya, Arap atının ise daha kısa mesafede hız yapmaya uygun olduğu, yani çevreye uyarlandığı anlaşılmaktadır.

Bir yorum yapın

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. İsterseniz aşağıdan oturum açabilirsiniz.