A huge collection of 3400+ free website templates www.JARtheme.COM WP themes and more at the biggest community-driven free web design site

At Besleme

05 Şubat 2016. Kategori Bakım & Besleme

At Besleme

Atlar, ruminant hayvanlardan farklı olarak tek midelidir. Yani ruminant hayvanlarda mide; rumen, retikulum, omasum ve obamasum gibi dört kısımdan oluşurken, atlarda sadece tek parçadan oluşan mide vardır. Atlar, diğer tek mideli hayvan türlerine (örneğin kanatlılar ve domuzlara) göre ot, saman vb. kaba yemlerden çok daha fazla yararlanırlar. Fakat, gastro-intestinal (mide-barsak) kanalın anatomik yapısı nedeni ile ruminantlara (geviş getiren) göre kaba yemlerden daha az yararlanırlar. Mide sindirim sisteminin % 8 -1 0 ’ unu oluşturur ve iri yapılı atlarda mide hacmi 15-16 litre kadar olmakla birlikte bir öğünde fazla miktarda yemi değerlendiremez. Bu yüzden atlara bir öğünde fazla miktarda yem yerine sık aralıklarla az miktarlarda yem verilmelidir. Aşırı miktarda konsantre veya kaba yem verildiğinde mide yırtılmaları ve kolikler şekillenebilir. Mide yemlemeden hemen sonra boşalmaya başlar, içerik hızlı bir şekilde ince ve kalın bağırsaklara geçer. Atta bağırsak fazla hacimlidir, ince bağırsak hacmi ortalama 70 litre, kör bağırsak hacmi ortalama 33 litre, kalın bağırsağın kolon kısmının hacmi 95-100 litre olup, kaba yemlerden yararlanabilecek şekilde gelişmiş durumdadır. Kalın bağırsaklar, sekum, kolon ve rektumdan oluşur ve sindirim sisteminin % 6 0 -62’ sini oluşturur. Atların sekumu sığırlarınkinden daha büyüktür ve sindirim sisteminin % 38-40’ ını oluşturur. Sekum mikrobiyel fermentasyonun olduğu bölümdür. Buradaki bakteriyel aktivasyon sığırlarınkine benzer. Tüketilen kaba yemler sekumdaki bakteriler ve protozoonlar tarafından kullanılır. Mikrobiyal aktivite sonucunda vitaminler, uçucu yağ asitleri ve amino asitler oluşur. Üretilen uçucu yağ asitleri ponilerin enerji ihtiyacının %25’ ini karşılayabilir.Fakat üretilen vitamin ve amino asitlerin ne kadarının kalın bağırsaklardan absorbe edildiği bilinmemektedir. Atlar ruminantlann aksine mikrobiyel aktivite ile düşük kaliteli proteinleri kaliteli proteinlere çeviremez ve sentezlenen amino asitleri yeteri kadar absorbe edemez. Bu nedenle atların amino asit  ihtiyaçlarını karşılamak için rasyonda kaliteli proteinler bulunmalıdır. Taylarda sindirim sistemi kapasitesi düşüktür ve sekum 15-24 aylık olana kadar tam fonksiyonel değildir. Bu yüzden tayların kaba yemleri kullanabilme yetenekleri sınırlıdır ve kaliteli kaba yemler veya meralar sağlanmalıdır.

At Populasyonu

04 Şubat 2016. Kategori Genel

At Populasyonu

 

 

 

 

 

 

 


2005 yılı verilerine dayanarak Yer Kürede ki at sayısı ve Ülkelerde ki yüzde olarak dağılımları aşağıdaki tabloda verilmiştir. 

 

Ülke

Populasyon

Dağılım Yüzdesi

Afganistan

104.000

% 0.19

Almanya

500.400

% 0.91

Amerika Birleşik Devletleri

5.300.000

% 9.69

Arjantin

3.655.000

% 6.68

Arnavutluk

65.000

% 0.12

Avustralya

220.000

% 0.40

Avusturya

85.000

% 0.16

Azerbaycan

71.000

% 0.13

Belarus

180.800

% 0.33

Atın Kökeni

04 Şubat 2016. Kategori Genel

Atın Kökeni

1839’da Richard Owen (1804-1892), Ingiltere’de Kent yöresinde bulunan fosili, küçük yapılı, toynak parmaklı kemirici memelilerden oluşan Hyracoidea takımından Hyrax'a (daman) benzeterek Hyracotherium adını vermişti. Bugün atın evrimi fosil buluntularla çok iyi takip edilebilmektedir. Atgiller(Equidae), gergedan, tapir ve bugün bazı soyu tükenmiş türlerle birlikte Tektoynaklılar (Perissodactyla)takımını oluşturur (eşek, zebra ve alttür olarak at). Bu takımın özelliği astragalus (topuk) kemiğinin üstündeki eyer biçimli çıkıntıdır ve bu çıkıntı, altındaki kemiğin öne ve arkaya rahat hareket etmesini sağlar. Tektoynaklılar takımı Eosen döneminde, 55-40 milyon yıl kadar önce, çeşitli toynaklı soyların içinden çıktığı bir grup memelinin ortak atasından ayrışmıştır. Modern atlar (Equus), ayaktaki üçüncü dijitin büyümesi, ikinci ve dördüncünün küçük kalıntılara dönüşmesi ile kendilerini gösterirler; yalnızca üçüncü dijitin ucu yere değer. Atın dişleri otlamaya yönelik adaptasyon geçirmiştir ve içerdiği silika ile hızlı aşınım gösterir. 1867’de ABD Wyoming’de daha eski dönemlerden kalan daha eksiksiz fosillerin bulunmasıyla Equidae'nin atalarıyla karşı karşıya olunduğu anlaşıldı. 1931’de yine Wyoming’de eksiksiz iskeleti bulunan bu hayvana Eohippus adı verilmişti. Hyracotherium’dan yaklaşık 2 milyon yıl sonra ortaya çıkan Orohippus Eosen dönem inde, 52-45 milyon yıl önce yaşamıştır ve iki cins birlikte var olmuştur, fakat Orohippus sayı olarak fazla olmadığı gibi coğrafi dağılımı da sınırlıdır; fosilleri Wyoming ve Oregon’da bulunmuştur. Hyracotherium''un torunları dağıldığı kıtalarda farklı evrim göstermişlerdir. Avrasya’da görece kısa ömürlü türler (Palaeother) gelişmiş, Kuzey Amerika’da ortaya çıkan türler Avrasya ve Güney Amerika’ya yayılmıştır. Hyracotherium’dan Mesohippus'a (Oligosen dönemi, 32-25 milyon yıl önce) doğru yaşanan evrimde gövde büyümüş, bacaklar uzamıştır. Oligosen’le Miyosen (25-8 milyon yıl önce) dönem lerinde iki ana dal ortaya çıkmıştır. Bazıları Bering Boğazı yoluyla Kuzey Asya’ya geçen Anchitere’\ct Oligosen dönem deki atalarına benzerler, fakat daha cüsselidirler. Öteki soy olanParahıppus daha uzun yüze sahiptir. Ormanda yaşayan atlarla modern çayır atları arasındaki evrim halkasını temsil eden Parahıppus yaprakları terk ederek otlamaya başlamıştır. Bu dönem de Kuzey Amerika’nın iklimi gittikçe kurumakta ve otlaklar seyrekleşmektedir. Bu bağlamda hızlı koşucu olmanın avantajları artmıştır ve otlamanın diş yapısındaki etkisi kendisini gösterir. Merychippus'un soyu Miyosen dönemde, birkaç milyon yıl atlarla birlikte var olmak üzere, çeşitli türlere evrilmiştir. Modern atın “dede”si Pliohippus 12-6 milyon yıl önce yaşamıştır; Güney Amerika kıtasında bir zaman yaşamış olanHippidion ve Onohippidiotı cinslerinin ve Kuzey Amerika’da Equus'un evrimleştiği Dinohippus'un atası olarak kabul edilmektedir.